Küresel ısınma ve çevresel faktörler, sulak alanları yok ediyor
Küresel ısınma ve çevresel faktörler, sulak alanları yok ediyor Ekolojik dengenin korunması açısından önemli yere sahip olan sulak alanlar, küresel ısınmaya bağlı iklim değişiklikleri ve birçok çevresel etken sebebiyle yok olma tehlikesi yaşıyor.
Çeşitli faktörler nedeniyle meydana gelen iklim değişiklikleri, doğal yaşamı olumsuz etkilemekle birlikte insanlığın geleceğini de tehdit ediyor. Dünya’da 159 ülkedeki bin 886 sulak alanın yok olmaması için çaba harcayan ülkeler, ekolojik dengenin korunması gerektiğine dikkat çekiyor. Bu amaçla 2 Şubat Dünya Sulak Alanlar Günü sebebiyle Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü de Türkiye’deki Ramsar Alanlarının Verimli Yönetilmesi Projesi kapsamında düzenlediği Türkiye Ramsar Alanları Deneyimleri Paylaşım Toplantı’sında iklim değişikliklerinin sulak alanlara etkisini masaya yatırdı. Konunun uzmanlarının katılımıyla Samsun’da başlayan toplantıda, iklim değişikliklerine karşı sulak alanları nasıl korunacağı ve çözüm için nelerin yapılması gerektiği konusunda görüş alışverişinde bulunuldu.
Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Tepe Otel’de iki gürecek olan Türkiye Ramsar Alanları Deneyimleri Paylaşım Toplantısı’nda gerek Dünya’daki gerekse Türkiye’deki sulak alanların durumu ele alındı.
Toplantıda iklim değişikliğinin haricinde tarım, kentsel endüstriyel gelişim, aşırı miktarda tatlı su çekilmesi yaşanması, sedimantasyon, ormansızlaşma, istilacı hayvan türleri, hayvansal ve evsel atıkların yol açtığı kirlilik, balık, kabuklular, karides, su yosunu ve sazlıkların sürdürülemez bir şekilde hasat edilmesi ve aşırı kimyasal besin yüklenmesinin sulak alanların kaybına ve bozulmasına neden olduğu vurgulandı.
Bu faktörlerin önüne geçmek amacıyla Çevre ve Orman Bakanlığı, sulak alanların akılcı ve sürdürülebilir kullanımına yönelik toplumun bilgilendirilmesi ve bilinçlendirilmesi amacıyla çeşitli projeler yürütse de kayıplar devam ediyor. Milli Parklar Genel Müdürlüğü verilerine göre Türkiye’de 2 milyon 206 bin 835 hektar alan üzerinde bulunan 13 ramsar ve 122 uluslarası sulak alan bulunuyor. Ancak 40 yılda 1 milyon 300 bin hektar sulak alanın, bu tür etkenlerden dolayı yok olmuş durumda.
“SULAK ALANLAR, BİYOLOJİK ÇEŞİTLİLİĞİN KORNMASINDA ÇOK ÖNEMLİ”
Toplantıda katılımcıları bilgilendiren Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Doğa Koruma Dairesi Başkanı Ali Mennan Mennanoğulları, sulak alanların ekolojik dengenin sağlanmasında, biyolojik çeşitliliğin korunmasında ve ülke ekonomisine büyük katkıları olan ekosistemler olduğunu söyledi.
21. yüzyılda büyük krizlerin ve çatışmaların su kaynakları ve sulak alanlar üzerinde yoğunlaşacağını, bu nedenle bu alanların öneminin iyi anlaşılması gerektiği belirten Mennanoğulları, “Küresel ısınmanın kendini iyice hissettirdiği, iklim değişikliğinin gözle görünür tesirlerinin yanı sıra şuursuz ve dikkatsiz kullanım sebebi ile günümüzde tatlı su kaynakları hızla tükenmektedir. Buna bağlı olarak, su ve su ürünleri ile sucul ekosistemler de önemli bir alaka konusudur. Türkiye, sulak alanlar bakımından Avrupa ve Ortadoğu’nun en önemli ülkelerinden biri kabul edilmektedir. Bu bakımdan, sulak alanların korunması ve gelecek kuşaklara en sağlıklı şekliyle iletilebilmesi bu önemli mirasa sahip çıkma ve milli güvenliğimiz açısından en mühim sorumluluklarımızdan birisidir. ” dedi.
Sulak alanların akılcı ve sürdürülebilir kullanımının, sulak alanlarla ilişkili halkın yararlanmasını da gözeten, tüm sektörleri içine alan sulak alan yönetim planlarının geliştirilmesi ve uygulanması ile mümkün olabileceğini ifade eden Ali Mennan Mennanoğulları, yönetim planı olmayan sulak alanların yönetim planlarının yapılması, yönetim planı yapılan alanlarda planların etkin uygulanması, uluslararası normlara göre ulusal sulak alan envanterinin sonuçlandırılması, Ramsar Sözleşmesi listesine yeni alanların dahil edilmesi, ekolojik yönden zarar görmüş sulak alanlarda restorasyon ve rehabilitasyon çalışmaları ile tüm ilgi gruplarının eğitim ve bilinçlendirilmesi gibi daha bir çok çalışmanın gerçekleştirilmesi yönünde çalışmaların süreceğini de sözlerine ekledi.
Geniş katılımın sağlandığı toplantıya Çevre ve Orman Bakanlığı Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü Doğa Koruma Dairesi Başkanı Ali Mennan Mennanoğulları, Ramsar Avrupa Bölge Sorumlusu Yardımcısı Bayan Nadezhda Alexeeva ile 13 ilin çevre ve orman müdürlüğü uzmanları ile çok sayıda ulusal ve uluslararası doğa derneği yöneticileri katıldı.
TÜRKİYE’NİN RAMSAR SÖZLEŞMESİNE DAHİL ETTİRDİĞİ 13 SULAK ALANI VAR
Türkiye, 1994 yılında taraf olduğu sulak alanların korunması ve akılcı kullanımı sözleşmesi Ramsar’a bu güne kadar 13 sulak alanını (Sultan Sazlığı, Seyfe Gölü, Burdur Gölü, Manyas (Kuş) Gölü ve Göksu Deltası, Akyatan Lagünü, Kızılırmak Deltası, Uluabat Gölü ve Gediz Deltası, Yumurtalık Lagünü, Meke Gölü, Kızören Obruğu ve Kuyucuk Gölü) sözleşme listesine dâhil ettirmişti.